Ana içeriğe atla

Zamanın Zamanlaması ve Yitirişler ile Birikmek

Dün elime ulaşan kısa bir mesajı paylaştığım herkes, zamanlamanın nokta atışı üzerine yorumlar yapmıştı. Bunun üzerinde biraz daha düşünmek gerekiyor.

New York, California'dan 3 saat ileride, ancak bu California'yı yavaş yapmaz.
Kimi 22 yaşında mezun olur ama sağlam bir iş bulmak için 5 sene bekler.
Kimi 25 yaşında CEO olup 50 yaşında ölürken kimi 50 yaşında CEO olur ve 90'ı görür.
Kimi evlenirken kimi bekâr kalır.
Obana 55 yaşında emekli oldu. Trump 70 yaşında göreve başladı.
Bu dünyada herkes "kendi zamanına" göre yaşar.
Etraftaki bazı insanlar senden bir adım ileride gözükebilir, bazıları ise senin gerinde görünebilir.
Ancak herkes kendi yarışında, kendi zamanında.
Onlara kıskançlık da besleme taklit de etme.
Onlar kendi zamanında sen kendi zamanında yaşayacaksın.
Hayat harekete geçmek için doğru zamanı beklemektir.
Yani sakin ol.
Geç kalmadın.
Erken de değil.


Çevremdeki pekçok çalışan insan başka bir şeyler yapmak veya denemek için geç kaldığını düşünüyor ve kendini harap ediyor, kimisi yapamadıkları için pişmanlık duymaya devam ediyor, kimisi ise bir türlü harekete geçemiyor, ya göze alamıyor ya da harekete geçmek için bir emek birikimi yapmaya başlayamıyor.

Bu bir mutluluk-başarı reçetesi, hayat dönüştürme formülasyonu, harekete geçme ilhamı, her an herşeyi yapabilirsin haydi başla ne duruyorsun, bak falanca şunları  yaptı, bak ben nasıl yaptım, bu yollardan geçtim, hayatım nasıl değişti, yazısı değildir.

Bu Zaman'ın zamanlamasının hep de tam olduğu fikrinin, hiç kimseden örnek vermeden yapılacak tam bir savunmasıdır!

Bu noktadan hareketle bu yazı, bir süredir çevremde dile getirmeye başladığım; insanın günleri, haftaları, ayları, yaşları, ömrünü saymak için güneşe aya bakarak icat ettiği ve isimlendirdiği zamanın, sadece hesaplama kolaylığı sağlayan sayılar olduğunu, asıl Zaman'ın, yaşamların dönüşümlerini belirleyen ilâhi gücün ta kendisi, zaman içinde olan herşeyin de, bu gücün insan üzerindeki yansıması olduğu fikrinin bir bildirisidir.

Bu şekilde Zaman, her yaşam ve tecrübe için bireyselleşir, genelleştirilmiş ortak kabul olan sayıları, günleri tarihleri aşar ve herkesin dönüşümü için farklı işler. Her yüreği ömrü boyunca nokta atışı olaylarla hazırlar, bir bitki gibi onu yetiştirir, ve kavuşacağı şeylere hazırlar.

Zaman, herşeyin ölümle son bulacağına inanan bireyler için sadece tükenir. Bunun bir son olmadığını zihnine kazıyanlar için ise sadece akar. Buna göre, hiçbir şey yarım kalmaz. Sürmesi gerektiği miktar, insan icadı sayılara göre 1 saat, on gün, veya 5, 15, 35 yıldır. Dolayısıyla hiçbir insanın, bir özelliğin (güzellik, gençlik) yitirilmesi sözkonusu değildir. Dönüşürüz, insanlar sizinle olması gerektiği kadar yanyana olur, herşey maneviyatınızda bir iz bırakma, bir birikim için tasarlanmış durumdadır.

Yaşamınızda olan ve olacak herşey, olması gerektiği zamanda olacaktır. Buna ister direnin, ister bunu yoksayın. İster kabullenin, ister buna destek olmak için çalışın. Kabullenip hiçbir şey yapmayarak, size bahşedilen ömrü varsayılan ayarlarıyla geçirip bitirmeyi seçebilirsiniz. İnkâr ederek, kabullenip emek verirseniz güzellikler oluşturabileceğiniz bir ömrü, daha da zor, yorucu, içinizi tüketen bir biçime de sokabilirsiniz. O hâlde Zamanın yitirilen bir şey değil, bir şeyleri dönüştürmek için bir dayanak olduğunu düşünebiliriz.

Olan şeylerin, işte tam da olması gerektiği sırada olduğunu görmeyi seçebilirsiniz. Bir kayıp, vefat, tam da onu taşıyabileceğiniz sırada meydana gelir. Habersizce, can acıtarak, ama canınız acımaya hazırdır, bunu gözyaşı dökerken görebilirsiniz, yüreğiniz taşıyabiliyor, unutmuyorsunuz. Yitirmek, gerçek anlamda, unutmak ile el eleyse yitirmektir. Size özelleştirilen bu akış, içinde onlarca kayıp içerse de, kendi içinde bir kayıp değil, kazanımdır. Fiziksel olarak yok olacağınız noktaya kadar benliğinizin maneviyatını biriktiren, arındıran, hazırlayan, büyüten bir yol alıştır.


* Şermin Yaşar'ın dün yitirdiği sevgili eşine ve güzel sevgilerinin anısına, 14.07.2018



İşbu Web sitesi ve tüm sayfaları Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na tabidir ve içeriğine ilişkin her türlü yazı içeren bilgi-belge ve her türlü fikri ve sınai haklar ile tüm telif hakları ve diğer fikri ve sınai mülkiyet hakları blog yazarına aittir. İşbu web sitesinin içeriği, sitede kullanılan her türlü yazılı malzeme Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve Türk Ceza Kanunu kapsamında korunmaktadır.

Sitede yer alan bilgilerin çoğaltılması, başka bir lisana çevrilmesi, saklanması veya işleme tutulması da dahil, blog yazarının önceden yazılı iznine tabidir. Bu sebeple bu sitede yer alan metinler kısmen veya tamamen sahibinin yazılı izni olmadan hiçbir şekilde, çoğaltılamaz, yayınlanamaz, kopyalanamaz, sunulamaz ve aktarılamaz. Sitenin bütünü veya bir kısmı diğer bir Web sitesinde izinsiz olarak kullanılamaz.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kitap Bağışı

BU YAZIDAKİ KİTAPLARIMIZIN HEPSİNİN BAĞIŞI SONLANMIŞTIR. DİĞER BAĞIŞLAR İÇİN "BAĞIŞ" ETİKETİ ALTINDAKİ YENİ YAZILARA BAKINIZ. Her taşınmamda, kitaplığımı şöyle sıkı bir elemeden geçirir, 'başkaları da okusun' niyeti ağır basarak, en kıyamadıklarım hariç, pekçok kitabımı ayırırım. Bu şekilde 3 kere topluca kitap bağışladım. Bu yıl blogun da varlığıyla, daha uzaktaki insanlara erişmek istiyorum. Kitapların listesini aşağıya ekliyorum. 15 roman, 10 bilimsel kitap, 15 inceleme. İstediğiniz kitap hangisiyse, bu postun altına o kitabın liste numarasını yazmanız yeterli . Ancak önce 'Bu siteye katılın' düğmesini tıklamanız gerekiyor, çünkü e-mail adresinizi yazmanız istenecek. Üye olunmadan yapılan istekler 'anonim' gözükeceklerinden, dikkate alınmayacak.  Bir kişiye en fazla 5 kitap gönderebileceğim. Kargoyu karşı ödemeli yollamaktayım ve beni anlayışla karşılayacağınızı umuyorum, şubeye bir sürü kitap taşıyacağım çünkü. Haydi başlayalı...

Kendi Yaşamının Öğrencisi Olmak

Doğan Cüceloğlu'nun Twitter'da sorduğu güzel bir soru ve mesajı alıntılayarak başlıyorum. Bu soruyu bugün görsem de, 2 aydır benimle yaşıt bazı arkadaşlarımla bu konularda konuşmalarımız olmuştu. Yazdığım cevap: Bu durum 80 kuşağı çocukları için gerçekleşmedi. Anne babalarının estetik, tarz, yaşam biçimi, düşünceleri, felsefeleri ve inanç modellerini yansıtmak zorundaydılar. Oysa "emek zayiatı" sayılmadan 'kendileri' olarak da hayırlı evlat olmak mümkündü. Twitter'a sığmayacak olan cevabımın/kendi kendime düşünüşlerimin devamı şu şekilde. İçinde yetiştiğimiz aile, akrabalar, muhit ve komşular, okuduğumuz okullardaki sınıf arkadaşlarımız ve onların bildiğimiz kadarıyla yaşam biçimleri, bize nasıl olmamız gerektiğine dair, kitaplardan ve müfredatlardan bile önce keskin bir çerçeve getirir. Çocuklukta bu çerçeveyi benimser ve uyum sağladığınız sürece kabul görürsünüz. Farklı bir yöntem, düşünce, farklı insanlar ve yaşam durumları hakkında fazla s...

Kitap Bağışı! - II

  BU YAZIDAKİ KİTAPLARIN BAĞIŞI SONA ERMİŞTİR. DİĞER BAĞIŞLAR İÇİN "BAĞIŞ" ETİKETİ ALTINDAKİ YENİ YAZILARA BAKINIZ. Bahar da kapıdayken, yıllık kitap bağışı zamanımız geldi! İlk sefer kişilere hediye şeklinde 30 civarı kitap bağışlamıştım. İkinci bağışımız Kırklareli'nde bir Teknikokul kütüphanesine oldu. Kütüphanelerle daha çok insana ulaşacağımızı düşünerek, bu seferki bağışı bir Halk Kütüphanesine yapmak niyetindeyim. Ama talep olmazsa, isteyen blog takipçilerine hediye edeceğim. Kütüphaneciler, öğretmenler, kitapseverler! Öncelikle bu satırın hemen sol hizasında, "Bu siteye katılın " a tıklamanızla bana gerçek bir e-posta adresi beyan etmiş oluyorsunuz.  Sonra bu yazının altına yorum bırakıyorsunuz. Şahsi e-posta yazarak talep iletmeyiniz. Bu taleplere cevap veremiyorum.  Kargolar karşı ödemeli olarak Yurtiçi Kargo ile gönderilecektir.   Fazla talep olursa kitapları bölüştüreceğim. Yorum sırasına öncelik verilecektir. ...