Ana içeriğe atla

Seküler bir Çocukluğun Arefe Günü ve Bugün


Arefe bayram önü alışverişlerin ve mutfak hazırlığının tüm günü kapladığı bir şeydi bizim için.
Kurban vekâletleriyle artık elimiz ete değmez olalı, Arefe artık tam alışveriş günü oldu.
Gerçeğin böyle olmadığını öğrenmeye devam ediyorum. Birkaç yıldır...
*
Oysa Arefe Günü "bir şeyin arefesi, ön safhası" ile kısıtlı bir anlam taşımıyor.
Hac'da hacıların Arafat'ta toplandıkları, saatleri duayla, oruçla geçirdikleri, o günün dualarının faziletinin hadislerle sahih olduğu bir gün.
Hacc nasip olmayanlara ise aynı fazilet Allah'ın sınırsız rahmetiyle bahşedilmiş.
*
Siz de oruca başlayıp kurban vacibine niyet edip o güne kadar aynı hacılar gibi saç/tırnaklarınızı kesmiyorsunuz.
Aydı dua fazileti sizlere de verilmiş.
Fecr suresinde yemin edilen bu 10 günü bilgisizlikle geçirmemeli.
Bu 10 gündeki ameller kadar Allah'a sevimli bir şey yok.
*
Çocukluğumdan kurban ile ilgili 2 yılı anımsarım.
Zilhicce 10, akrabalar bir arada, bahçelerde, koşturmaca, kasap gelir, tepsiler ortaya çıkar.. Dualar okunur, hava sıcaktır...
"İsteyen yoksulu da, istemeyen yoksulu da doyurun." Hacc 36
Birlikte iş görmek, omuz omuza, taksim edilir, kim ihtiyaçlıdır bilinir...
"Onların etleri ve kanları Allah'a asla ulaşmaz, ancak takvânız ulaşır." Hacc 37
*
Şimdi aileler küçüldü, çocuklar dahi yalnız...
Nerede o eski Bayramlar değil, nerede o bayramı bayram yapan sünnetler!
Vekâlet kaldı elimizde, o bile sallantıda, veganlık, soyut bir kısafilm izler gibi bakan nesiller...
Biz nasıl da heba ettik kendimizi!
Dönüş yolu açık, ama bilinç yolları değil.
Açılması duasıyla...


Eid mubarak wishes 2024 Vectors - Download Free High-Quality Vectors |  Magnific (formerly Freepik)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Didem Madak - En Kalması Gereken Şair

İki nefes arasında yazdım bu yazıyı. İki nokta arasında. Şiirini okumadan şiiri hakkında okuduğum ilk şair değil Didem Madak, ama azıcık dizesinin yer verildiği bir yazıyı daha bitirmeden karar verdim kitaplarını alıp okumaya. İki sayfa arasında. Sözcükler dergisinin en güzel, dolu dolu sayılarından birinde, 57. (Eylül-Ekim) sayısında bir yazıda rastgeldim şiirlerine. Daha ilk satırlarda yüzüme çarpan dizelerin oyunları ve ne kadar oyuncu olurlarsa olsunlar, dile getirdiği anlamların sahiciliği aklımı başımdan aldı. İnanırım bazen bir kâse bal bile umutsuzdur                                                  (Enkaz Kaldırma Çalışmaları'ndan) Şiirindeki dilin örgütlenişi, biçim ve içerik üzerine bir yazı olsa da, yazı içinde atıf yapılan dizeleri aç kurt gibi aradığımı görünce kitaplarını almam şart oldu. Didem Madak, üç tane incecik şiir kitabı yayın...

İnsancıklar

İki adet alıntı sunuyorum sizlere. Birincisi, Ah şu masalcılar! Yazacak yararlı, hoş, kişiye haz veren bir şey bulamazlar da, ne kadar pislik varsa dökerler ortaya! Yetkim olsa yazmayı yasak ederdim onlara! Ne biçim şeylerdir yazdıkları? Okurken ister istemez düşünüyor insan... Kafasını kaşıyor. İnan olsun yasak ederdim onlara yazmayı! Basbayağı yasaklardım. (Kn. V. F. Odeyevski) Bu da diğeri; Ah şu hikayeciler yok mu!... Faydalı, hoş, ruh okşayan yazılar yazmazlar da, şunu bunu karıştırıp, ortaya dökerler. Elimden gelse, topunun yazı yazmasına engel olurdum. Nedir bu, okursun, okursun... alır seni bir düşünce... Aklına saçmasapan şeyler gelir. Vallahi, yazdırtmazdım bunları, hepsini yasak ederdim. (Prens V. F. Odoyevski) Dostoyevski'nin İnsancıklar romanı bu metinle açılıyor. Ancak iki farklı çevirmenle, metnin hangi noktalara gideceğini göstermek istiyorum. Bu incecik kitabın bana edebi çeviri' nin neredeyse çevirmenin edebiyatı olduğunu farketmemde faydası oldu. Ru...

Anna Grigoryevna Dostoyevski'nin Hatıraları

Tamamen bir tesadüf sonucu varlığını fark ederek, bir anda almaya karar verdiğim ve bundan hiç pişmanlık duymadığım nadir kitaplardan biri oldu "Anna Grigoryevna Dostoyevski'nin Hatıraları". Kasanın alt rafında küçücük, mütevazı, ancak çarpıcı birer portresiyle karşıladı beni müthiş çift: büyük yazar Fyodor Mihayloviç Dostoyevski ve karısı Anna Grigoryevna Snitkina. Kitap hakkında yazmaya karar vererek okurken, yazacaklarımın, aslında Anna'nın sözlerinden ibaret olacağını görmüş oldum, çünkü kocasının aksine hiçbir edebi yeteneği olmadığını en başta itiraf eden Anna Grigoryevna, Dostoyevski'nin bizim bildiğimiz, bize ulaştığı anlamda Dostoyevski olmasını sağlayan tek kadındır aslında. Bu kitabın varlığından haberdar olduktan ve okuduktan sonra, edebiyat dünyasındaki bazı eserleri okumadan önce Dostoyevski'yi okumak nasıl gerekliyse, bu yazarı okuduktan sonra eşinin hatıratını okumanın da aynı şekilde şart olduğunu savunabilirim. Çünkü o büyük eserlerin ya...