24 Ekim 2013

I'm a Turkish Girl in UK

Bir aydır İngiltere'de yaşıyorum.

Aylar süren bir hazırlığın sonunda bambaşka bir ülkedeyim, hızla akıp giden göğün altındayım.

Bu yazı bir Gezi Notları değil Hayat Notları olacak.

En son hatırladığım, iki adet valizimi kapının kenarına koyuyordum.

İngiltere ince eleyip sık dokuyan bir ülke. Kimsiniz ne istiyorsunuz altyapınız üstyapınız nedir...

1. Çok karmaşık bir tarih ve gurur.

2. Londra yaşamak için zor, her haftasonu gezmek için muhteşem.

New York nasıl gökdelenleriyle arşa kafa tutuyorsa, Londra binalarından akan tarihle adeta yere kök salıyor, daha sıkıca tutunuyor.

Surrey şehrindeyim: Üniversitenin yarattığı ve geliştirdiği, 72 milletten öğrencisiyle rengarenk ve zengin.

3. Mimarisi korunmuş, apartman yok!
4. Bahçeler en ufağından en unutulmuşuna dek çok güzel.

5. İngiliz aksanı oldukça eğlenceli, ama azınlıkta.
6. Havası Londra'ya göre daha güleryüzlü. 

7. Arabadan çok bisiklet. Kaykaylar.

8. AVM pek yok. Beyoğlu tarzı trafiğe kapalı caddeler.
9. Sokaklar arasındaki geçitler harika! Angel's Gate.

10. Her taraf Ulusal Park gibi.
Ağaçlar mutlu, devasa ve simetrik.
11. Kentin içinden geçen nehir ve köprüler.
12. Üst geçit ve alt geçit yok. Dolmuş yok. Taksiler az.  

12. Cumartesi kurulan mahalle pazarından çantalar, gümüşler!

13. Ekim ayında Türk incirleri, kavunlar ananas mango. Türk Mutfağının gerektirdiği tüm sebzeler.

14. British cottage cheese. Irish soda bread!

14. Serbest gezen tavuğun yumurtası ve eti.
15. Yoğurt sadece Yunanistan markalı.
16. Yorkshire tea. Sütlü çay.

Gelelim modaya..

17. Çoğu ürün Made in Turkey. Aynı markanın Türkiye mağazasına gidin, hepsi Made in China.

18. Hiç üşümüyor gibiler.

19. Tayt/skinny pantolon ve çizme/Converse kombinleri cenneti. 

10. Takılar çok mütevazı. İncecik yüzükler. Üçtaş beştaş ontaş sırataş ve türevleri yok.

11. Genelde herkes zayıf ve fit.

12. Cambridge düşesi Kate en büyük moda ikonu. Ne giyerse saatler içinde tükeniyor. Buna ayrılmış bir sektör ve sosyal medya var.

13. Kimse saç boyamıyor! Föndü  maşaydı, gölgeydi balyajdı hiç! Biz  ne abartıyoruz oysa.

14. Makyajlar ya yok ya hafif. Ojeler çok kaliteli.
15. Kuaförler çok az. Amerika'daki gibi Nails türü manikür salonları.

16. Saten/parıldayan abiye denen şey yok. Bizdeki abiyeleri unutmak istiyorum.

17. Sadece Surrey şehrinde 57 tane kütüphane var.

18. Dürüst emlakçılar. Depozito koruma sistemi.

19. Evler daha küçük, balkon yok. Şirin kapılar ve süsleri.
20. Evlerin tamamında enerji verimliliği ve çevre etkisi ölçümü.


21. Siyasi değil işlevsel belediye. Okul ve yol yapımı, tüm kenti engellilerin yardımsız dolaşabileceği şekilde planlamak.
22. Tutumluluk. Beyaz eşya ve mobilya yenilemek mi?? Bizim evlerimiz aşırı lüks ve gittikçe daha da lükse gidiyor. Çok israf ediyoruz.

23. Tüm ülkeyi trenle dolaşmak. 
24. Sokakta sahipsiz kedi köpek yok. Akşamları cıvıldayan kuşlar. Siyah lekeli beyaz güvercinler.

25. Nezaket. Oops! Sorry! sözünü sıkça duyabilirsiniz. Mutlaka bir gülümseme. Çok içten bir sesle thank youuu.
26. Aksırınca özür diliyorlar, otobüsten inerken şoföre teşekkür ediliyor.
27. Az ve doğru şehir ışıklandırması. Gökyüzüne ve yıldızlara saygı.

28. Petshop yok. Kartpostal dükkânları! Saat tamircileri.
29. Herşey geri dönüşüm. Tüm evlerin önünde, kampüste plastik-kağıt-pil dönüşüm kutuları.
30. Poşet istiyorsanız 2 pence ödemek zorundasınız. Bez torbalar, fileler.


Londra yazısı, bir dahaki sefere!


Hiç yorum yok:

Translate