Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Tolstoy etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Kreutzer Sonat - Tolstoy

Üç günde biten, ama düşünmesi günler alan ince ve zor bir kitap Kreutzer  ( Kroyçer) Sonat . Tolstoy'un sadece edebi alanda değil manevi olarak da belirli bir yol çiziyor olduğunun cesaretli bir ispatı aynı zamanda. Bir tren yolculuğunda yolcuların evlilik ve ayrılık, aşk üzerine başlayan konuşmalarına karışan bir asilzadenin, karısını bir kıskançlık krizi sonucu öldürdüğünü söylemesiyle başlıyor. Pozdnişev'in elini kana bulamasına götüren, sıradan bir Rus erkeğinin o zamana ait ailevi ve toplumsal koşullar içerisinde kadınlara bakışını şekillendiren koşulları içtenlikle eleştirmesine şahit oluyoruz, ve maalesef, günümüzde de çoğunluğu halen yaşanmaktadır bunların. Kızların yetiştiriliş ve aşkı dünyada herşeyin üstünde görüş biçimleri, herşeyin, ama herşeyin farkında olan ama yine de kızlarını böyle yetiştirmeye devam eden anneleri, delikanlıların masumiyetlerini yitirişine yönelik toplumun görmezden geliş ikiyüzlülüğü ve bekâr bir erkeğin her türlü hovardalıklarına karşın ev...

Savaş ve Barış II

İlk cildinde ağır basan Rus ailelerinin hayatı ve çevrelerinde gelişen olaylardan farklı olarak, Savaş ve Barış 'ın ikinci cildinde ilk ciltte yer alan tüm ailevi ve siyasi olayların sonuçlarını okursunuz. Tüm aile bireyleri, savaş öncesi ve sonrasında, yaptıkları seçimlerin, aldıkları kararların ve attıkları adımların sonuçlarıyla karşı karşıya kalacaktır. Gözünüzün önünde yaşanıyormuş izlenimi veren Austerlitz Savaşı'nın kaybedilmesinin ardından Fransız Ordusu Rusya içinde ilerleyerek Moskova'ya ulaşır. Şehrin işgaline hiçbir zaman ihtimal vermeyen Moskova sakinleri şehirden kaçarlar. Ancak Bonaparte komutasındaki ordunun Moskova'yı işgali, kendi sonunu hazırlayacaktır. Kitapta Tolstoy tarih yazarlığı üzerine görüşlerini paylaşır, 1812 olaylarının sebeplerini eleştirdiği tüm tarihsel yaklaşımlarla birlikte açıklar. Bu yönüyle ikinci cilt önemli bir kaynak teşkil eder. Yazar, adı geçen savaşların ardından on yıllar sonra yayınlanan kitapları derinlemesine okum...

Savaş ve Barış I

Savaş ve Barış, okunacak satır sayısıyla ilgili bir fikir veren hacmine karşılık, içeriğiyle daha çok şey vaat ediyor insana. Anlattığı döneme ait politik savaş ve barış durumlarına ek olarak, insanların çevrelerinde, sosyal ilişkilerinde, ailelerinde ve kendi içlerindeki savaşları ve barışları da gözler önüne seriyor, bunu Rus folklorüne dair çok belirgin temalar içerisinde yapıyor. Frnasız İmparatoru Napolyon ile devam eden savaşlar sırasında Rus toplumunun farklı tabakalarından beş farklı ailenin yaşadığı maddi ve manevi olaylar, bu ailelerin birbirleriyle, hatta bazı fertlerinin Rus Çarına dek uzanan ilişkileri, yıllar içindeki değişimlerini 880 sayfa içinde ilerleken izliyorsunuz. "Savaş ve Barış beş asil ailenin - Bezuxovlar, Bolkonskiler, Rostovlar, Kuraginlər ve Drubetskoy ailelerinin temsilcilerinin 1805 - 1813 - yılları arasındaki yaşam ve yaşamlarından, ilişkilerinden, 1812 - yılında Napolyon'un Rusya'ya saldırısından ve bu olayın Rusya ve asillerinin yaş...

Anna Karenin

En sondaki a harfi eksik değil, doğru olan yazımı bu şekilde. Anna Karenina, en başta ismiyle bile büyük karmaşaya neden olmuş bir karakterdir, "Karenina" çevirmenlerin bir yaratısından başka bir şey değildir. Kitabın sonunda öğreniyoruz bunu, Vladimir Nabokov'un Son sözünü okurken. Önsözlerin okuyucuya henüz okumadığı şeyler hakkında çeşitli fikirler, dolayısıyla önyargılar aşıladıklarını nasıl düşünüyorsam, Son sözlerin de, yazılmış bitmiş olan şeylerin üzerine eklenen herşey gibi fazlalık olduklarını düşünüyorum. Bu yüzden Önsözü olmadığı için sevindiğim Anna Karenin'in Son sözünü bir eleştiri yazısıymış gibi görerek okumaya çalıştım. Gerçekten de, yazılmış olan edebi metnin tekrarlandığı her alıntı bana fazlalık gibi geldi. Bununla birlikte Nabokov'un pekçok görüşüne katılmadım, ama kitabı okurken yazdığım ilk ve ikinci yazılarda edindiğim görüşlere yakın önermeleri beni mutlu etti. Bana göre, kitapta önyargıların yıkıldığı, değişimlerin yaşandığı v...

Anna Karenina Üzerine II

Herhangi bir not veya işaret ile belirtilmediği halde, kitap üzerine yazmaya karar vererek romanı elimden bıraktığım nokta, hep de herşeyin bir dönüşüme uğramaya başladığı nokta oluyor. Anna Karenina'nın ilk yazısı , onun hakkındaki önyargıların ve kalıpların kırıldığı bir yazıydı; kitabın sadece bir kadını anlatarak değil, ondan çok farklı birisini daha romana katarak, onu bütünleyerek ilerlediğini görmüştüm. Ve herşey değişmeye başlıyor, Anna için, âşığı için ve kocası için. Aleksey Aleksandroviç Karenin , romanın ilk kısmında, aşkı yaşamayı hak gördüğümüz güzel ve genç karısının önündeki tek ve korkunç engel, duyarsız ve ilgisiz, işkolik ve çirkin koca statüsünden sıyrılıyor ve o da, okuyucu da, onun kişiliğini, geldiği değişik noktaları keşfediyoruz. Elimizden gelse tutup kitabın dışına fırlatıvereceğimiz bu adam, dinle bile politik amaçlarıyla, yükselme uğruna ilgilenen bu koca, bazı durumlara hiç beklenmedik bir tutumla yaklaşacaktır. O yıllarda, evli bir çift bo...

Anna Karenina

... üzerine yazmak, kolay değil. Değil ki, okuması olsun. Özellikle, Umberto Eco'nun, bir roman başlığının bağlayıcılığı hakkında şurada yazdıklarını okuduktan sonra. Anna Karenina , sanıldığı gibi tek bir kadının, histerik, karanlık, fırtınalı, oradan oraya savrulan yani hem fırtınanın kendisi hem de onun kurbanı olan bir kadının hayatını anlatan bir roman değildir ve hiç olmayacaktır. Her ne kadar kitabın ismi ve sinema uyarlamaları, genellikle bu yönleri vurguluyorlar gibi görünse de. Bunu öğrenmek şaşırtıcıdır, ama gerçek bu. Yani maalesef (!), Anna Karenina , sinema endüstrisinin ilgisini pek çeken yasak ilişkiler, aşkların doğuşu, heyecanları, hezeyanları ve tükenişlerinden ibaret değil. Romanı okumaya koyulduğunuzda, aklınızda filmlerden kalma kara saçlı, beyaz, solgun yüzlü ve delici bakışlı bir kadın vardır, ama sayfalar boyunca, o kadını göremeyeceksinizdir; roman adeta başka kişileri anlatmaya koyulur. Halen esas kadının ortaya çıkmasını bekliyorsunuzdur, o ise, ne...

Ölmeden Okunacak 10 Roman

İlk kez bir 'ölmeden okunası eserler' listesi yayınlıyorum. Bu liste bir başkasının kendine dayanarak yazdığı bir liste. Sanırım klasikler her zaman büyük yer tutuyor bu tür listelerde. Nasıl eski şarkılar her daim gönlümüzde yer tutuyorsa, bu romanlar da öyleler. Ben bu listede 5 romanı okumuştum. Sizlerden gelecek önerileri okumaktan da keyif duyarım.. İyi okumalar!  Anna Karenina - Leo Tolstoy Karamazov Kardeşler - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski Gazap Üzümleri - John Steinbeck Görünmez Adam - Ralph Ellison İhtiyar Balıkçı - Ernest Hemingway İnce Memed - Yaşar Kemal Yüzyıllık Yalnızlık - Gabriel Garcia Marquez Kara Kitap - Orhan Pamuk Gülün Adı - Umberto Eco İsa'ya Göre İncil - Jose Saramago Benim listemde bulunacak olan kitap adayları şunlar; 10 sayısıyla sınırlamak biraz güç olacaksa da: Kayıp Zamanın İzinde - Swann'ların Tarafı - Marcel Proust Cevdet Bey ve Oğulları - Orhan Pamuk Koku - Patrick Süskind Karamazov Kardeşler - Fyodor Mihayl...

DİRİLİŞ

Bir soylunun, bir kadına yaptığı haksızlığı, acemice ve idealistlikle de olsa düzeltmeye karar vermesi, lüks ve aza kanaat uçları arasındaki savaşımları, yıllarca sömürdüğü köylülere servetini dağıtmaya kalkışması ve kendi içbenliğinde ta gençken varolmuş tüm o fikirler, inançların ortaya çıkmasını okursunuz Diriliş 'te. Karanlık hapishanelerin, hücrelerin, kayıp suçluların, topraksız ve iyilikten de anlayamayacak kadar sömürülmüş köylülerin, ruhsuz, mutsuz asilzadelerin, yazarın kaşığıyla birbirlerine ağır ağır karışmalarını, iç içe geçmelerini, renk değiştirmelerini görürsünüz. Ortasından geçen koridorda bekçilerin bir aşağı bir yukarı yürüdüğü iki yanı parmaklıklı görüşme odalarından, içinden parfüm, şarap kokuları ve inci pırıltıları yükselen, ruhsal arınma vaazları verilen geniş ve aydınlık salonlara sürüklenirsiniz. Nehliudov, hakkı yenmişlerin hakkını elde edebilmek için tüm o haksızların kapısını aşındırır, günümüz toplum ve adaletinden hiç de uzak olmaya...