24 Haziran 2014

Azize Martha Kilisesi'ne Bir Gezinti - A Trip to St Martha's

Muhteşem bir Mayıs günü Guildford'da Pilgrims Way üzerinden Aziza Martha Kilisesi'ne doğru yürüyüşe çıktık. Beş dakikada böyle yemyeşil alanlara çıktığımıza inanamadım. Böyle alanlarla burun buruna yaşıyoruz. Harika.

We decided to walk to St Martha's church by taking Pilgrims Way on a lovely, sunny Sunday in May. It was unbelievable to reach untouched green areas just in 5 minutes from the town centre. We are living very close to such vast green regions and it is fantastic.

Ormanın bir bölümünden çıkınca karşımızda kırlarda otlayan İngiliz atları çıktı. Biri hemen yanımıza geldi. Çok meraklıydı. Sonra siyah olan uzaklaştı, bu kez doru bir at geldi ama daha ürkekti. En son bir beyaz geldi epey gitmek bilmedi yanımızdan.

After walking for a while in the forest,we saw a couple of English horses, enjoying the sun and the grass. One of them approached immediately. He was gorgeous. Black and shining like a pearl. Later, another one came towards us, but this one was a little bit shy. Lastly, a white horse looked up and approached. He was very curious, sniffing everything.






Daha sonra tırmanışa geçtik. Epey bir tırmandık. Nefesimiz tükenirken kiliseye ulaştık. Ayrıca araba yolu da var. Yürüyüş yapanlar ve atla gezenlerle de karşılaşıyorsunuz. İngilizler böyle durumlarda selamlaşmayı çok seviyorlar.

Then we started climbing the steep road. We reached St Martha's Church the moment we were out of breath. As we climbed the view was becoming amazing, but still mostly covered with branches and bushes. There was also a separate road for the cars, and people are used to ride horse on this path. British people love to greet each other as they meet during walking.

Kilisenin bahçesinin muhteşem bir manzarası vardı. Ayrıca bir aile de piknik yapıyordu, sandviçler, içecekler, mini mini sarışın çocuklar... Yaşlı büyüklerini hava almaya güneşlenmeye getirmiş yetişkinler.. Kapıda meyve suyu dağıtıyorlardı.

The view from the church garden was stunning. It was not possible fully capture the view with ordinary cameras. There was a family, doing picnic on the grass, with the sandwiches, drinks, little cute children playing around. There were some people who had brought their elders to have some fresh air and sun. They were selling some fruit juice at the door and we got some.

Sonra inişe geçtik. İniş aslında tırmanıştan daha zor. Güneş çok tatlı bir konuma gelmişti. Bu kez atları sevdiğimiz yoldan ayrı bir patikaya saptık. Kırların içine daldık.

Later we headed downwards the hill. It was more difficult than climbing actually, to control the legs and muscles. Now the sun reached a better position in the sky, so the photos were better. We saw the horses again, and entered a narrow, new path inside the fields.






Önümüzde ardımızda çocuklarıyla yürüyenler de vardı. Onlar için bunlar sıradan haftasonu yürüyüşleriydi.

We were not alone on the path. There were people with their children, walking too. This was nothing new to them, a usual walk on Sunday in the nature. How lovely!


Yine tırmanış. Ama bu sefer alçak bir tepeydi. Tepeye vardığımızda oldukça güneş ve rüzgâr vardı, oturup sandviçlerimizi meyvelerimizi yedik. Ayaklarımızı uzattık! Biz otururken yanımızdan köpeklerini gezdiren, ya da yürüyüşe çıkmış ileri yaşta insanlar geçiyordu. Aklıma, köpeği sadece apartman bahçesinde dört döndüren komşular geldi. Bu hayvanlar burada ne kadar mutluydular. Tüm kırlar, doğa, uçsuz bucaksız, onlarındı.

Climbing again. This time a lower hill, not very steep. When we reached the top, we felt the wind and sun, sat down and had our food. We rested a while. People had gone out for a walk, mostly elder ones, or some people with their dogs. I remembered some neighbors in my city who were taking their dogs out to the garden of the apartment, but nowhere else! How happy these dogs were! And how lucky! They had all the green, the grass, the nature under their paws.



Daha sonra tepeden ilerledik ve kent merkezine indik. Yaklaşık üç saat sürmüştü ve havanın hakkını vermiştik. Teşekkürler sevgili Pınar!

Then we walked down the road to the town centre. It was a 3-hours-walk and we did our best in this lovely weather. Thank you for this day dear Pinar!


Hiç yorum yok:

Translate