14 Şubat 2011

KOKU

Görsel varken yazı neye yarar?

Gelişen teknoloji ve hızını alamayan hayatın karşısında bu soruyu sorabilecek herkese birisi çoktan bir yanıt vermiştir: Süskind.

Bir film izlerken sürekli açıklama yapan bir üst ses dinlemek ne kadar anlamsızsa, bazı kitapların filmi de o kadar yavan olmaya mahkûmdur. Onyıllarca her türlü yönetmenin filmini çekmeye çalıştığı bir romandır bu. En sonunda bir filmi çekilebilmiştir, ancak film kitabın bir görsel özetidir, denemesidir yalnızca. Bunun sebebi asla görsele dökülemeyecek, sinemanın devamlılığıyla ifade edilemeyecek duygulanımlar, arayışlar ve içsel durumların kitapta son derece bol olmasıdır. Bunun da sebebi, yazarın, koku gibi, asla ele avuca sığmaz, dokunulamayan tadı alınamayan görülemeyen ve işitilemeyen bir şeyi, kelimelerle anlatmaya soyunmuş olmasıdır.

Kahramanın üzerindeki, okudukça sizin apaçık gördüğünüz, oysa kitapta kelimelere asla dökülmemiş bir sis misali uğursuzluğu sinemada hiçbir CGI teknolojisiyle kendinize güldürmeden yaratamazsınız. Oysa bunu kelimeler yapar. Bundan adınız gibi eminsinizdir. İşte kelimelerin ve cümlelerin yaratma gücü budur. Bambaşka bir dünyaya açılan kapıları görürsünüz sayfaları çevirdikçe. Yazının gücüyle. Yaşamınızda okuyabileceğiniz en etkileyici romandır. Bu kitabı okumadan ölmemek gerekir.


Koku (Das Parfum), Patrick Süskind
çev. Tevfik Turan
260 sayfa, Can Yayınları

Hiç yorum yok:

Translate