16 Kasım 2011

Aydınlanma Değil, Merhamet!

"Bir ulusun gücü ya da güçsüzlüğü, sanayileşme seviyesinden çok manevi yaşamının seviyesine bağlıdır. İnsan yaşamının nihai hedefi, ne serbest piyasa ekonomisi ne de genel refah seviyesinin artmasıdır. İster en mükemmel yönetim sistemi, ister sanayi kalkınma gerçekleştirilsin, bir ulusun manevi enerjisi tükenmişse o ulus çökmekten kurtulamaz."

Merhametiniz yoksa aydınlanmanız hiçbir amaca hizmet edemez. Merhametiniz yoksa gelişiminiz hiçbir fayda getirmez. Kendinizi istediğiniz kadar geliştirmiş olun. Teknolojiniz, refahınız kıtalarca gelişmiş olsun. Merhametsizseniz, silinip gitmeye mahkumsunuz.

İlk paragraf, Alev Alatlı'nın aynı başlıklı kitabından alıntıdır.

Kendi ülkesinde her binanın, her denetimin, en uygun usullere göre yapıldığı, kimsenin başkasının fazla para kazanma hırsından ölmediği, hatta doğanın sağa sola silkelenme isteğinden dolayı değil de umulmadık boyutta bir tsunamiden can verdikleri bir topraktan gelmiş bir bilim insanı. Aydınlanmanın son raddede olduğu ülkesinden merhametiyle kalkıp gelen bir insan. Bu topraklarda, birkaç merhametsiz yüzünden öldü. Atsushi Miyazaki. Sevdikleri, ondan mahrum bırakıldı.

Yaşasaydı, deprem çadırlarında yerden gelen soğuğun önüne geçilmesi amacıyla kendi ülkesindeki evlerde uygulanan bir teknolojinin buraya getirilmesi için çoktan bulunduğu girişimlerin sonucunu alacak, daha pekçok Türk ailesiyle hatıra fotoğrafı çektirecekti.

3 yıl önce, Japonya'da tsunaminin henüz yıkmadığı güzelim Sendai kentine gittim ben. Ağaçlar Şehri. Ağaçlara, doğaya saygı sunulan şehir. Yine doğa tarafından yokedildi. Yürüdüğüm yollar, hayranlıkla izlemeye doyamadığım o ödüllü kent sular altında kaldı. Ancak biliyorum ki, baştan kurulacak. NHK World kanalını izliyorum. Ne bir çığlık ne bir yardım kargaşası ne artçılarla ölen. Sessizce toparlanıyorlar.

Sevgili Miyazaki! Bizi bağışla. Bu ihmalkârları, seni sevdiklerinden acımasızca alan bu kişileri de. Buraya, o merhamet yoksunları yüzünden kolonları kesilmiş katların altında kalan, el ele ölen kardeşleri, 'oturabilirsiniz' denilmiş yuvaları mezarları olan anaları babaları kurtarmaya geldiğine göre, zaten bağışlamıştın. Bir kere daha bağışla.


f.: Aoba-dôri caddesi, Tohoku Üniversitesi kampüsü ve Hirose Nehri köprüsü, Sendai. Serra Dağ, 2008.

1 yorum:

Bahar ve kızısı Yağmur dedi ki...

okuyorum.
katılıyorum.

Translate