11 Şubat 2017

Kreutzer Sonat - Tolstoy

Üç günde biten, ama düşünmesi günler alan ince ve zor bir kitap Kreutzer (Kroyçer) Sonat. Tolstoy'un sadece edebi alanda değil manevi olarak da belirli bir yol çiziyor olduğunun cesaretli bir ispatı aynı zamanda. Bir tren yolculuğunda yolcuların evlilik ve ayrılık, aşk üzerine başlayan konuşmalarına karışan bir asilzadenin, karısını bir kıskançlık krizi sonucu öldürdüğünü söylemesiyle başlıyor. Pozdnişev'in elini kana bulamasına götüren, sıradan bir Rus erkeğinin o zamana ait ailevi ve toplumsal koşullar içerisinde kadınlara bakışını şekillendiren koşulları içtenlikle eleştirmesine şahit oluyoruz, ve maalesef, günümüzde de çoğunluğu halen yaşanmaktadır bunların.

Kızların yetiştiriliş ve aşkı dünyada herşeyin üstünde görüş biçimleri, herşeyin, ama herşeyin farkında olan ama yine de kızlarını böyle yetiştirmeye devam eden anneleri, delikanlıların masumiyetlerini yitirişine yönelik toplumun görmezden geliş ikiyüzlülüğü ve bekâr bir erkeğin her türlü hovardalıklarına karşın evlilik kurumuna duygusal ve zihinsel olarak son derece hazırlıksız oluşuna kadar Tolstoy, kadın erkek ilişkilerine dair kafasında ne kadar itiraz varsa ortaya döker. Yine de, kitap sadece bir itirazlar silsilesi değil, en az gençkızlar kadar gerçeğe aykırı hulyalarla evlenen, karısıyla nasıl anlaşacağını bilemeyen ve bunu sorgulayan bir erkeğin acı çekişidir. Kıskançlık duygusunu bu kadar gerçekçi betimleyen bir metin sanıyorum ki nadirdir. Gerçekten, bir erkeğin kendi ruhundaki iç savaş kadar kare kare izlersiniz içinde doğan ve büyüyen kıskançlığı.

Tolstoy, yayımlanma dönemi tartışmalarla dolu olan bu kitabı için bir de Son Not yazmıştır, ancak bu yazısında kitapta savunduğu tüm noktaları bir kez daha savunmuştur. Kitaplarda Önsöz kavramını çok desteklemediğim için, Doris Lessing'in Önsöz'ünü en son okudum, iyi ki de öyle yapmışım, çünkü Tolstoy'un bazıları uç olmakla birlikte bir novalla'nın münasip üslubuyla dile getirdiği fikirlere Lessing fazlasıyla rahatsız edici bir kurguyla itiraz ediyor.

Kitap kapak resmi novalla içeriğiyle son derece uyumlu ve naif, ilk kez bir kapak resminin kitap içeriğiyle bu kadar bütünleşik olabileceğine şahit oldum. İlya (Yefimoviç) Repin'in 1903 tarihli, 'Özgürlük' başlıklı resmi. Dalgaların içinde el ele yürüyen bu çift, kadının utangaçlığı, erkeğin cesaretli sevinci, ve hiç de sakin olmayan bir denizin içinde bilinçle yürümeleri kadar bu metni böylesine güzel bütünleyen başka bir görsel daha bulunamazdı.

İletişim Yayınları'nda Ergin Altay'ın muhteşem çevirilerinden Rus yazarlarını okumak zevkini, yayınevi, bu son aldığım kitaplarında rastladığım "Romana ait resimler" ve "Kronoloji" ekleriyle daha da büyük bir keyfe dönüştürüyor. Romana ait resimler kısmında romanın ilk baskısının kapağı, yazarın yaşadığı/kitabın yazıldığı zaman aralığında Rusya, Moskova'dan görünümler gibi okuyucuya güzel bir görsel zenginlik sunuluyor. Kronoloji ise, kitap yazarının doğumundan ölümüne değin, yazarın hayatındaki ve o sırada dünyada olan en önemli olaylar kısa kısa listeleniyor. Örneğin 1869'da Savaş ve Barış, altıncı ve son cildiyle beraber tamamlanmışken, aynı yıl, Dostoyevski Budala'yı yazıp yayınlıyordu. Bu kronolojik kısım çok yaratıcı ve güzel bir fikir, sahibi her kim ise bir okuyucu olarak tebrik ediyorum.

Son olarak, Tolstoy, bu novella'yı yazdığında, insanları bu konularda düşünmeye çağırmak istemiş olmalıydı ve bunu başardı. Kitap o kadar gürültü koparmıştı ki, yasaklanmaktan son anda kurtuldu, sonunda bir orta yol bulunarak sıradan bir insanın satın alamayacağı fiyata satışa sunuldu. Şimdiyse ortalama bir fiyata alıp okuyabilecek fırsata sahibiz, öyleyse okuyup düşünmenin, hepimize yıllarca bambaşka renklerle, çerçevelerle sunulan aşk ve bir bilinmezlikten çıkıp başkalarının tuğla tuğla, duvar duvar ördüğü biçimiyle evlilik üzerine düşünmenin tam zamanı.


Kroyçer Sonat, 
Lev Nikolayeviç Tolstoy
çev. Ergin Altay
İletişim Yayınları, klasikler 23, 196 sayfa



Hiç yorum yok:

Translate