27 Ocak 2012

Bir Gece Vakti...

Herkes uyurken, nasıl oluyor dışarısı? Bir saatten sonra görmediğimiz kediler köpekler nereye saklanıyor? Kar sessizliği deyip duran insanlara inat, nasıl bir ses duyuyorsun lapa lapa yağarken?

Dışarıda olağanüstü bir mucize varmışçasına uyuyamayan, ikidebir gidip göğe bakan, pencereyi açıp Gece'nin muntazam örtüsünü nidalarımla kırıştıran, benim, sevgili komşum, seni gece gece rahatsız eden.

Karları çaresizce taşıyan kolların ağrıyor mu? Pespembe göğün altında, herkes kuytusuna çekilmişken, dimdik, kolların bağrın açık, ayaktasın. Sokak lambası bile titriyor, ama sen tek bir kar tanesini bile düşürmüyorsun. Sabah olunca rüzgârla bir olup, altından gelip geçenlerin tepelerine top top karlarını atacaksın.

Ellerindeki tomurcuklar, her bahar nasıl tekrar diriliyor? Her yıl ölüp, tekrar nasıl çiçek açıyorsun? Yapamıyoruz biz bunu. Konuşmayı öğrendik ama bunu hiçbir zaman öğrenemedik. Ellerinde tomurcuklarla kara kışlardan çıkmayı hiç bilemedik. Tüm bu düzen, çağ, toplum, bizlere bencil olmayı, ben'i düşünmeyi, diğerlerini boşvermeyi söylese de, öğretse de. 



© Fotoğrafların her hakkı saklıdır. Serra Dağ, 2012

3 yorum:

Yeşim dedi ki...

En sevdiğim sestir kar sesi. Herkes duyamaz o sesi. Çünkü kulaklarınla değil, yüreğinle dinlersen duyabilirsin kar sesini. Kara kışlardan ellerimizde tomurcuklarla çıkmayı başarabileceğimiz günlerimiz olsun tatlım.

SD! dedi ki...

Yüreğinde de kulakları olan, yüreğinde de bir yürek olan sevgili Yeşim...

Yeşim dedi ki...

:)

Translate