25 Temmuz 2017

Kafamda Bir Tuhaflık - Orhan Pamuk

Cevdet Bey ve Oğulları'ndan sonra Orhan Pamuk'un en beğendiğim romanı. Türkiye'nin sosyokültürel yapısının çok geniş bir panoramasını sunuyor bizlere, ve gençliğin, yetişkinliğin tüm hassasiyetleri, hedefleri, arzuları, hayal kırıklıkları bozacı-yoğurtçu Mevlut ve çevresindekilerin hayatlarını izlerken kâh farkettirmeden kâh belirgin bir şekilde değişen İstanbul içinde yoğrularak anlatılıyor.

İstanbul'a gelmiş iki kardeşten birinin oğlunun köyden kız kaçırmasıyla başlar hikâye. Köyden kente gelip arsa çeviren, gece-kondurup içine giren aileler size İstanbul'un bugünkü halinin tarihini anlatacaklardır. Üstelik tuhaf bir biçimde, kâh Mevlut, kâh amcaoğulları, hanımları, kâh arkadaşı Ferhat, babası, amcası, kayınpederi sözü alacaklardır. Sanki hepsiyle olaylar yaşandıkça bir araya gelip konuşur gibisinizdir, onlar anlatırlar, bazen de birbirlerine cevap verir gibi kendilerini savunurlar.

Kardeş oğulları, okul hayatı, sokak satıcılığı, bir kenti öğrenmek, o kentin yaşayanlarının kapı aralığından pencere köşesinden hayatlarına şahit olmak, onların alışkanlıkları, toplumun refleksleri ve bölünmüşlükleri, tüm roman boyunca en ufak ayrıntılardan size seslenecektir. Bir kentin sokaklarını, evlerini, gecekondularını, bakkalları ve kedi köpeklerini titizlikle sindirmiştir yazar satırlara.

1960'lardan 70'lerdeki çalkantılara, sağ-sol çatışmalarından 1980 darbesine bir toplumun yaşamının değişimini bu sokak sokak gezen satıcıların gözlerinden okursunuz. Sağcı amcaoğullarından solcu sınıf arkadaşlarına, hep insancıl bir yol tutturmaya çalışan Mevlut size hep bu noktadan hitap edecektir. Daha sonra akıp geliveren 90'lar ve beraberinde getirdiği kültürel değişimler, sokak satıcılığının zorlaşırken bir şehrin mimarisinin değişmesi, apartmanların ortaya çıkmaya başlamasıyla ortaya çıkan tarikatçılık, bazı muhterem hoca efendiler, çevrelerinde oluşmaya başlayan kalabalıklar, ve aşırı zenginler, pavyonlar, gece kulüpleri, köyden gelip akıllılık ederek yükünü tutanlar ve tutamayan garibanların çaresizlikleri... Günden güne evlere, hayatlara, akıp giden zamanlara giren televizyon, telefon... Ve İstanbul depremi... O sırada, bu romanın ciddi araştrmalarla yazıldığını, bazı detayların gerçek haber ve hikâyelere dayanıyor olabileceğini düşünmeden edemiyorsunuz.

Yükselen dini görüşle birlikte değişen siyasi ve toplumsal dengeler içinde Mevlut, amcaoğulları, karıları ve çocuklarının ayakta kalma veya daha da yükselme çabaları... Günümüze yaklaştıkça kendinizin de içinden geldiği o zamanlar ortaya çıkacak, bahsedilen şeyler size tanıdık gelecek; kaçak kat çıkılan gecekonduların yerinde kuleler, towerlar, alışveriş merkezleri ... Derken, hepsinin ortasında, yıllarca süren bir aşk mektupları konusu, ve iki kadın arasında kalan çocuk yüzlü Mevlut.

Azla yetinmeyi gömüldüğü tozlu sayfalardan tekrar çıkaran, azla yetinebilirken mutluluğun resmini çizen, hayallerindeki aşk tanımlarını ararken tükenen herkese yıllar yılı tüm varlığınla sevmenin nasıl mümkün olabileceğini anımsatan bir roman.

Kafamda Bir Tuhaflık
Orhan Pamuk,
YKY Yayınları, 3. baskı 2015
466 sayfa

Hiç yorum yok:

Translate